22.4.2008 - Şampiyonluk mücadelesini etkileyecek olan G.Saray-F.Bahçe derbisi için otoritelerin yorumu...
Şampiyonluk mücadelesini etkileyecek olan G.Saray-F.Bahçe derbisi için otoritelerin yorumu...
RIDVAN DİLMEN: Gol atan kazanır Milliyet yazarı Rıdvan Dilmen, NTV'deki %'de 100 Futbol'da Güntekin Onay'ın "G.Saray'ın yeni değiştirdiği 4-4-1-1 düzeni derbiyi nasıl etkiler?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Bunu geçen hafta sorsan 'Fenerbahçe yüzde 80 maçı alır' derdim.
Derbide şanslar %50
Rıdvan Dilmen, pazar günkü G.Saray-F.Bahçe derbisini yorumladı:
“G.Saray-Belediye maçına dek derbide yüzde 80 F.Bahçe’nin şanslı olduğunu düşünüyordum.”
“Ancak şimdi G.Saray’ın son oyun formatını gördükten sonra şanslar bence % 50-50’ye geldi.”
“Son yıllarda oynanan bütün maçlarda F.Bahçe hep favoriydi. Ama ilk kez bu maçta favori yok.”
ÜNLÜ yorumcu Rıdvan Dilmen, Ali Sami Yen Stadı’nda pazar akşamı oynanacak G.Saray-F.Bahçe derbisi ile ilgili görüşlerini açıklarken, geçen haftaya göre fikirlerinin değiştiğini söyledi. Dilmen, % 100 Futbol programında Güntekin Onay’ın sorularını şöyle yanıtladı:
* Güntekin Onay: F.Bahçe sizce Ali Sami Yen’e beraberlik için mi çıkar?
* Rıdvan Dilmen: F.Bahçe normal oyununu oynar. F.Bahçe maça çıkarken beraberlik diye çıkmaz. Beraberliğe çıkmak sistemi ve kadroyu değiştirmek demektir. F.Bahçe’nin teknik adam ve oyuncularının böyle bir yapısı yok. F.Bahçe takımı içeride de dışarıda da aynı. Sevilla deplasmanında da Londra’da da Konya’da da Ali Sami Yen’de de aynı.
* G.O: Strateji olarak kafasında önce beraberlik mi olur anlamında soruyorum aslında?
* R.D: Tabii oyunu tutmak isteyecektir. Beraberlik yeter diye düşünecektir oyuncu. Antrenör her ne kadar kazanmak istiyoruz dese de... F.Bahçeli oyunculara ’Alın 1 puan oynamayın, dönün’ deseniz kabul ederler, Florya’ya sorsanız kabul etmezler.
‘ŞİMDİ ŞARTLAR DEĞİŞTİ’
* G.O: Beraberlik halinde F.Bahçe avantajlı. Bu durum düşünüldüğünde F.Bahçe’nin maça nasıl bir strateji ile başlayacağını düşünmek lazım?
* R.D: Oyunun psikolojik yönüne baktığımızda maç öncesi G.Saray takımını beraberliğe razı edemezsin. F.Bahçe’yi razı edebilirsin; ’Oynamazsanız 0-0’ı kabul eder misiniz?’ deseniz haklı olarak kabul ederler. Bu oyuna da yansıyabilir. Ben G.Saray’ın Belediye karşısındaki oyun yapısını gördükten sonra şansların % 50 olduğunu düşünüyorum. Geçen hafta “% 80 F.Bahçe” diyordum. Açıkçası F.Bahçe’nin üstün oynayıp, oyunu tutup, kazanacağını düşünüyordum. Ama şimdi G.Saray’ın tek forvetli, kalabalık orta sahalı son oyun formatını gördükten sonra şansların tamamen % 50 olduğunu; kaleci formu-formsuzluğu gibi günlük şartların maçın skorunu etkileyeceğini düşünüyorum. Maç korakor orta saha mücadelesi şeklinde geçer.
Belediye maçındaki taktik, (ki skor 3-0 olduğu için söylemiyorum. Hakem golü vermeyebilirdi, G.Saray’ı 10 kişi de bırakabilirdi.) Lincoln’ün verimini, savunmanın verimini arttırdı. O yüzden de korakor maç olacaktır. Kim ’Bu maçı şu kazanır’ derse sallamış olacaktır, ben de sallamak istemem. Dediğim gibi geçen hafta sormuş olsaydınız ’F.Bahçe banko’ derdim. Ama şimdi kesinlikle ortada bir maç olacak diyorum. Benzer şablonlarla olacaklar. Kaleci diyelim ki Volkan ya da Aykut kötü bir gol yedi, Servet topu ıskaladı. Lugano kendi kalesine gol attı gibi küçük hatalarla sonuç belirlenir gibi geliyor. Veya beceriyle.
‘KEZMAN 11’DE OYNAR’
* G.O: F.Bahçe’de santrforda Semih-Kezman tartışmaları devam ediyor.
* R.D: Hiç tartışmayalım. Kezman oynar. Ben olsam Semih’i oynatırım da, öyle bir yetkim olmadığına göre Kezman oynar. Pazar 19.00’da oynanacak maçta hasta, sakat girip olmazsa Kezman oynar.
* G.O: Ön libero Maldonado mu Selçuk mu?
* R.D: Selçuk’la başlar. Bir tek değişiklik yaparsa Vederson-Uğur, diğer kanatta da Gökhan-Deivid’i oynatıp Kazım’ı kulübeye çekebilir Zico. Yoksa aynı kadro ile çıkar. En fazla yapabileceği bu. Gökhan’ın sakatlığı varmış, Ümit’in sakatlığı var. İki takım da 4-4-1-1 oynar. G.Saray’da ilk 1 Lincoln, ikincisi 3 santrfordan biri olur. F.Bahçe’nin de aynı sistemle devam edeceğini düşünüyorum.
* G.O: G.Saray’ın direncini arttırdığını, daha dirençli bir orta sahası olduğunu söylüyorsunuz.
* R.D: F.Bahçe’den dirençli demiyorum. Direncini arttırdı diyorum. F.Bahçe ile baş edebilir yani. Yenebilir. Ama 1 hafta önce sorsaydın ‘Baş edemez’ derdim. Daha önceki sistemle 11’e 10, 11’e 9 hükmedemedi oyuna G.Saray. Şimdi ise kalabalık orta saha direnci arttırdı. Adnan Hoca (Sezgin), Burak, Nezihi, Cevat hocalar hep birlikte doğru bir karar aldı.
‘BU KEZ FAVORİ YOK’
* G.O: Şanslar % 50-50 diyorsunuz. Ev sahibi avantajıyla G.Saray’a % 1 daha koymayalım mı?
* R.D: Şöyle diyelim, alışılagelmiş sistemden dolayı % 50-50 diyorum. Biraz da orta saha oyuncularının kalitesinden dolayı % 50-50 diyorum. F.Bahçe’nin oradaki kalite ibresi yüksek. Stoperleri daha iyi F.Bahçe’nin. 2 kenar oyuncusu daha iyi. Ama G.Saray’ın evsahibi olması da % 50’ye çıkarıyor şansını. Daha önceki maçlarda hem sistem hem kadro yapısıyla F.Bahçe hep favoriydi. Ligin favorisi olduğu gibi... Ama ilk kez bu maçta favori yok.
MUSTAFA DENİZLİ : Yüksek tansiyon Galatasaray ve Fenerbahçe'de teknik direktör olarak şampiyonluk yaşamış olan Mustafa Denizli, Milliyet'teki köşe yazılarında ve Kanal 1'deki 'Futbol Merkezi'nde programında analizler yapıyor. Bu analizleri derledik. İşte Denizli'nin gözünden derbi: Beraberlik ağır basıyor. Kalan iki haftada Fenerbahçe'nin Trabzon deplasmanı ne kadar önemli ve zorsa Sivas maçı da Galatasaray için aynı çizgide, hatta Şampiyonlar Ligi biletinin belirleneceği final olacağından daha da zor. İki takımı baskı altında tutacak bir değil, iki sebep var. İkisi de derbide bir değil, iki hedefi (şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi) birden kaybedebilir. İki takım da öncelikle kaybetmemeyi isteyecek. Galatasaray, puan olarak geride olsa tek düşüncesi kazanmak olacaktı. Bugünkü tabloda beraberlik Galatasaray'ı olağanüstü mutsuz etmez. Tek forvetli sistem derbilerde geçerli olabilir. Kağıt üzerinde tek forvet gibi görünse de Arda ile Lincoln'ün varlığı sistemi tek forvetin dışına çekiyor. Burada İngilizler'in 'target man' dediği, ilerideki tek futbolcu önemli. Nonda, orta sahaya çok geliyor. Target man, en ileride defansla boğuşacak, atılan topları muhafaza edecek. Ülkemizde akla gelen ilk isim Hakan Şükür. F.Bahçe, yüksek tansiyona daha alışık. Sevilla ve Chelsea gibi güçlü rakiplere karşı turu/maçı çevirebilme özellikleri olduğunu da gösterdiler. Galatasaray, çok az gol yemiş olmasına rağmen çok önemli bir takım savunması görüntüsü ortaya koyamıyor. Birçok maçta Servet, Mehmet Topal, Song veya Emre kaleciyle birlikte ön plana çıkıyor. Bu, rakiplerinin Galatasaray'ı her maçta tehdit ettiğinin göstergesidir. Galatasaray çok iyi, tempolu futbol oynayamıyor ama bütün kadro sahada mücadele ediyor. G.Saray, mücadele eden, çalışkan bir takım. F.Bahçe buna tecrübe ekliyor.
ÖMER ÜRÜNDÜL: Tempo, kontrol futboluna karşı Teknik analiz deyince Türkiye'de akla gelen ilk isimlerden biri olan yazarımız Ömer Üründül de iki takımın taktik düşüncesinin aynılaşmasının maçı bireysel boyuta taşıdığı görüşünde: "Galatasaray ilk 30 dakikada maçı koparmaya çalışıyor. Fenerbahçe bu dönemde oyunu tutamazsa skorda geriye düşebilir. Kezman'ın tek forvet oynaması halinde topu ileride tutmakta zorluk yaşar. Orta saha baskısı geldiğinde Alex ve Kezman bu orta sahaya alan kazandıracak varyasyonları yapamazlar. Fenerbahçe Alex ve Kezmanlı tertiple İnönü'de ilk 30 dakikada oyunun kontrolünü ele aldı ama Beşiktaş'la Galatasaray'ın oyun mantaliteleri çok farklı. Galatasaray etkili takım presi yapabiliyor. Galatasaray'ın dezavantajı, kontrol futbolunu bilmeyişi. Fenerbahçe kontratakla golü bulursa oyunda üstünlüğü ele geçirir."
AHMET ÇAKAR: Yalancı çobanın sonu
YALANCI çobanın hikayesini hepiniz bilirsiniz.. Köy halkını ‘Kurt saldırdı’ diye kandırır, kandırır.. En sonunda gerçekten kurt sürüye saldırdığı zaman hiç kimse ona inanmaz.. Lincoln’ünki de o hesap işte.. Sezon boyunca o kadar çok kendini yere attı ki, artık hakemlerin hiçbiri ona inanmaz oldu.. Sonunda da kramponunu yırtacak kadar sert faullere maruz kalıyor, hakemler pozisyona faul bile vermiyor.. Bugün Lincoln’le ilgili bir sorun varsa, bu tamamen kendisinden kaynaklanıyor.. Daha dürüst olsa, başına bunlar gelmezdi.
ERMAN TOROĞLU: Ben de faul vermem
LINCOLN, Belediye maçında iyi işler yaptı ama kendisini koca bir sezon göremedik.. Belediye önünde kendisine yakışmayan şeyler de yaptı. Attığı golde topa kötü vuruyor, kötü vurduğu için hakeme itiraz etmeye dönüyor. Gol olunca bırakıyor. Ayakkabısının yırtıldığı pozisyonda faullük bir şey yok. Tabii Lincoln’e dokunmak yasak. Bence hep art niyet var. Her pozisyondan sonra hemen hakeme dönüyor. Lincoln çok yakından takip edilmesi gereken bir futbolcu. Bu işi çok profesyonelce yapıyor. Çok zeki. Hemen bir hakemi taca çıkartabilir.
GÖKMEN ÖZDEMİR: Hakemler de suçlu
TÜRKİYE’DE futbol sert oynanıyor. Öncelikle Lincoln’ün bunu çözmesi lazım. ‘Sakatım’ diyerek kenarda oturduğu zamanlar yerine, fizik açıdan güçlü olacak kadar idman yapsaydı, en azından daha çok pozisyonda ayakta kalırdı. Başka bir gerçek ise ona atılan tekmelere hakemlerin seyirci kalması... Eğer Lincoln kendini yere atıyorsa sarı kart göstersinler, atmıyorsa da faul çalsınlar. Böyle iki arada bir derede kalmaları hakemleri de komik durumlara düşürüyor. Sonuçta bence biraz Lincoln biraz da hakemler bu işte suçlu gibi...
HAKAN YAŞAR: Alex’i örnek alabilir
LINCOLN ekmeğini sertlikten değil, teknikten yiyen bir yıldız. Onun vitamini çalım atmak. Bunu başardığında kendisini mutlu hissediyor. Bu iştahı arttıkça daha çok tekme diyor. Ancak çok kırılgan ve her 10 faulün en az 7’sinde abartılı atıyor kendini yere. Böyle şaibeli davranınca hakemler de gerçek tekmeleri atlayabiliyor. Bence Lincoln, Alex gibi daha sert olabilmeli. Rakibine aynı sertlikle yanıt verebilmeli. Ateşe odun atıp geriye çekilmemeli. Yoksa bu cambazlığıyla hakemler onu zor korur. Seneye eminim Lincoln bu ligi öğrenecektir.
|